31 Ekim 2016 Pazartesi

Kabil'in Çocukları


Son beş gündür her gün uyandığım saatten daha erken kalktım ailece işlettiğimiz dükkanı açmaya gidiyordum. Hava soğuktu üzerime kalın bir şeyler aldım ve sigaramı yakıp beni dükkanımıza götürecek olan minibüsü beklemeye koyuldum. Gözlerim hala istemsiz olarak onun yeni taşınacağı binanın katına bakıyordu. Tesadüftü ya yeni aldıkları ev bizim yeni taşındığımız sitenin hemen karşısına taşınacaklardı. Gerçi dairelerin teslim tarihine yaklaşık 1 veya 2 ay vardı olsun sonuçta onun o daire gelecek olması ve hala inşaat olan binalarına ve bize doğru bakan dairelerine bakmak beni heyecanlandırırdı. Evet heyecanlandırırdı. Yüzüme defalarca “istemiyorum” nidaları sanırım ben de büyük etki yarattı. Sanırım ona olan inancım yitip gidiyordu. Onun sevgisini ve onu yaklaşık altı yüz yıl yaşayan ladin ağaçları gibi görmek benim en büyük hatamdı sanırım. Çok bilindik bir söz vardır belki tam olarak bu duruma uymayabilir ama insanoğlu çiğ süt emmiştir. Aslında bu söze biraz kafa yorarsak bunu tüm olağan olumsuzluklara ve benim bu durumum ile bağdaştırılabilir.
  
  Tabi bu duygu savaşından yenilgi ile ayrılsam da kendime geç de olsa çıkardığım dersler var. Şimdilerde önemli olan bu öğrendiklerimi nasıl uygulayacağımdı. Elbette uygulamam gerekirdi.

  Uygulayamamaktan kokmuyor değilim.

  Eğer mazoşist biri insan değilsem bu öğrendiklerimi devreye sokmam gerekiyordu. Bildiğim kadarıyla ben mazoşist değilim.  Bu öğrendiklerim elbet kimilerine göre acımasız gelebilir. Beni eleştireceklerdir, kızacaklardır. Ancak artık tüm bunlar ve insanların duyguları benim için çok da önemli olmamaya başladı. Eğer bunun adı kötü bir insan olmaksa eğer ben kötü bir insan olabilirim. Elbette bu biraz zaman alabilir. Ancak kötülerin kazandığı bir dünyada yaşamanın birinci kuralı kötü olmaktan geçiyor bu kadar basit. Benimde yapmam gerek yeterince kötü olmamdı. Hak etmeyenler ise kendilerini ispatlayana kadar onlar benim için “insan” statüsündedir. Yıkıcı, yakıcı, nankör, acımasız ve adi yaratıklar olarak kalacaklardır. Kabil’in tufandan kurtulan çocukları gibi… Çünkü insanlar artık gerçektende. “Hepiniz aynısınız” genellemelesi buraya cuk diye oturuyor. Açıkcası bu hoşuma gitti.


Son beş gündür uyandığım saatten ve ruh halinden farklı uyandım. Çünkü bunları onlar istedi...
 
Copyright © KONUŞMADIKLARIM | Theme by BloggerThemes & frostpress | Sponsored by BB Blogging