24 Ekim 2016 Pazartesi

Ölüm Gerçekten Ne Kadar Yakın? : 10 Ekim 2015

Ölüm... Herkesin çok iyi bildiğini iddiaa ettiği kutsal kitaplarda bile sürekli bahsedilen hayatımızın en yakınınında olan ve bizimle birlikte geldiği söylenilen korkunç karanlık. Tabi ki bu kimilerine göre bir başlangıç kimilerine göre ise büyük kaos. Belki bir çoğumuz onun yakınlarında olmuşuzdur ya da onun yakınlarımızı nasıl aldığını görmüşüzdür. Ancak onunla burun buruna gelenlerimiz ise çok daha azdır. Ben bu azınlığın içerisindeyim. O günden sonra hayatın gerçekten de ne kadar çabuk bitebileceğini ve kadar ciddi olduğunu anladım.

10 Ekim 2015... 102 insanımızı, kardeşimizi, arkadaşımızı kaybettiğimiz o an saat 10:04 vahşetin katliamın kendini gösterdiği, umutlarımızı, gençlerimizi yitirdiğimiz saat.. Elimde bir parça ekmek ve başımın ağrısını dindirmek içinde diğer elimde tuttuğum ve ekmeği yedikten sonra içeceğim ağrı kesici ilaç... İnsanların coşkulu bekleyişini izlerken, dillerinde coşkulu barış sloganlarını  dinlerken o ses, ateş, kan, insan parçaları... İşte o anda umuda ve barışa seslenen sloganlarımız yerini çığlıklar, feryatlar ve acı dolu dolu inlemelere bıraktı. O sırada refleks olarak olay yerine döndüğüm sırada ikinci bir patlama gördüm. Gördüklerim ateş ve dumanın ötesinde hava savrulan insan parçaları da vardı. O an dehşetin tam tarifidir. Feryatlar ve acı dolu inlemeler daha fazla duyulmaya başladı. Kendimi bilinçsiz bir şekilde patlamanın olduğu yere doğru koşarken buldum ve benimde onlar için bir şeyler yapmam gerektiği hissine kapıldım. 

Yapmalıydım da...

Koşarak bir şeyler yapmanın umuduyla gittiğim yerde kime baktıysam artık onlar için yapılacak şeylerin kalmadığını gördüm. Yardım etmek isteyenlerle dolup taştı ve ortalık bir o kadar silah sesleri ve yaralıların üzerlerine doğru atılan polislerin gaz fişekleri... Arkadaşlarıma doğru yönelerek koştuğum sırada ya bir üçüncüsü de burada patlarsa düşüncelerine kapıldım ve yakınımda bulunan insanları çimenlerin yoğun bulunduğu yerlerden uzak durmaları konusunda uyardım.

O an ölüme o kadar yakındık ki benimde bir an ölebileceğimi ve geride bıraktıklarımın neler hissedeceği ve ne yapacağını düşünmeye başladım. Ölmeseydim bile sakat kaldığım zaman nasıl bir hayat yaşayacağımı ve ne yapacağımı düşünmeye başladım. Bir anda koşarken kafamda bütün bunlar hızlı bir şekilde geçmeye başladı. Güvende olduğumuzu düşünsek bile hiç bir zaman güvende olmayacağımız hissi sarmıştı bizi uzaktan acı dolu kalabalığa dönüp baktığım sırada kafamın içinde o bütün soruların bir anda silindiğini ve o durum karşısında yaşamanın ne kadar utan verici olduğu hissine kapıldım o sırada hayatta kaldığım için utanıyordum.

10 Ekim 2015 saat 10:04... Dehşetin ve katliamın tarihi... O tarihten sonra bir çok şeyi anlamış oluyorsunuz aslında. Birilerinin  sadece şarkılardan duyduğu ve hayat standartları yerinde olan ve sadece can sıkıntısı sebebi ile depresif olabilenlerin ölüm hakkında ya da ölümün insanlara ne kadar yakın olabileceği hakkında bir fikir sahibi olduklarını düşünmüyorum. Çünkü ölüm gerçekten ciddiye alınabilecek bir olgudur. Bu hikayemi anlatmamdaki amacım ölümün ne kadar ciddi ve soğuk olduğu gerçeğini sizlerle paylaşmak istememdi. Hayatınızdaki her şeyiniz böylesi bir durudan uzaksa eğer ne kadar şanslı olduğunuzu bilin.
 
Copyright © KONUŞMADIKLARIM | Theme by BloggerThemes & frostpress | Sponsored by BB Blogging