7 Kasım 2016 Pazartesi

Bataklıktaki Umut

 


   Üniversite mezuniyetimden bu yana iki sene geçti. Üniversite öğrenimim sürecinde liseden daha başarılı olduğum açıkça ortadaydı. Mesleğimin eğitimini severek, şevkle aldım. İlerideki yaşamım boyunca mesleğimde başarılı olabileceğime inanıyordum. Ancak üniversite eğimimi bitirdikten sonra Türkiye'de mesleğimi onuru ile yapabilmek çok ama çok zor bir hale geldi. Dalgalı siyasi olaylar ve halkın mesleğime bakış açısı benim mesleğimi yapabileceğim doğrultusundaki fikirlerimi git gide azaltıyordu. Açıkça konuşmak gerekirse Türkiye'den güç geçtikçe sıkılmaya ve ülkemi sevmemeye başladım. Hatta çoğu konuda nefret bile ediyorum. Yaşam şartlarının gün geçtikçe zorlaştığı ve diktatör vari bir yönetimin bulunduğu bir ülke pek de sevilesi olmuyor.
  
  Bu can sıkıcı durumun gün geçtikçe şiddetini arttırması benim günlük hayattaki tepkilerime de inanılmaz bir şekilde yansıyor. Ailemin bana bu günlerde fevri hareketlerimin olduğunu sık sık söylemesi bu konuyu kanıtlar nitelikte. Evet onurlu bir şekilde mesleğimi yapamamak, dört bin üç yüz otuz Türk Lirası olan yoksulluk sınırını geçememek, fikirlerin özgür bir şekilde ifade edilememesi bu ülkeden nefret etmemesi sağladı.

  Her gün aklımda nasıl bu bataklıktan çıkarım düşüncesi bir sıçan gibi beynimi kemirmekte. Hayallerimi süsleyen ülkede hayallerimin mesleğini yapmak istiyorum. Açıkçası bunu bir şanssızlık olarak nitelendiriyorum. İki yüz bin yıl önce ortaya çıkan ardından elli bin yıl önce ise  modern davranışlarına kavuşan insanlık çağının bu içinden çıkılmaz gün geçtikçe bataklığı daha da artan haksızlıklar ülkesinde yaşamak çok büyük bir şanssızlık. Artık bardağın dolu tarafını bakmaktan ziyade nereden bakarsam bakayım bardağın dolu olduğunu görmek istiyorum.

  Gün geçtikçe hayatta güzel şeyleri de görebileceğim umudum yitip gitmekte. Tabi ki halime şükretmemi söyleyenler de var onlara şu soruyu sormak istiyorum; gözlerimizi şükür bandıyla bağlatıp diğerlerinin hak yemesin ne olacak ? Tabi ki bu sorumun cevabını ahirette karşılığını bulacaklarını, hak yiyenlerin asla affedilmeyeceği olarak alacam. Tabi ki bundan da tatmin olmuyorum... Neden bu dünya da değil, neden şükür bandını çıkarıp hakettiğimizi almıyoruz ?  Bunu Tanrının bir sınavı olarak görenlere Tanrının bizlerle bu aralar ilgilenmediğini söylemek istiyorum. Tabi İslamcı, gerici bir zihniyetin yuvalandığı bir ülkede bunu söylemek çok kolay değil önünde sonunda bir şekilde başımıza bir iş gelebilir.

  Geçtiğimiz günlerde sosyal paylaşım sitelerinde gördüğüm ancak doğruluğundan her zamanki gibi emin olamadığım bir paylaşım gördüm. On beş ila on yedi yaşlarında olan gençlerin depresyona girdiklerini yazan küçük bir paylaşımdı. Bunun üzerinde durup biraz düşünürsek eğer olabilme ihtimali yüksekti. Neden böylesi bir bataklıkta depresyona girmesinler ki ?


  Git gide küçülen rüzgarda dala tutunmaya çalışan yarısı kurumuş bir yaprak gibi savrulup duran umudumu yaşatmak istiyorum. Avuçlarımda sımsıkı tuttuğum, azalan umudumu korumak  istiyorum. Ancak çelişkilerle dolu dünyamda emin olduğum bir şey var ki hayallerimi hayallerimin ülkesinden başka bir yerde kolay kolay  gerçekleştiremeyeceğimdi.
 
Copyright © KONUŞMADIKLARIM | Theme by BloggerThemes & frostpress | Sponsored by BB Blogging